Pazartesi, Mart 05, 2012

şairler de ölür

sus'a kaldı yalnızlık;
söyletmeye gücüm yetmedi.


mum ışığına deşifre yalnızlığım.
ayak seslerini işittim yok'un.
ebabilin kanadında tez elden,
cümlesi yok edilmiş insanlar bildim.
fildişi kulesinde çilekeş âma,
kavanoz dibinde, yok edilmemiş,
ne beyinler gördüm düşünceyle müsteâr.
unutma; herkes ölür.
ölürüm ben de; unutma...

girdabında gecenin; öksüz yalnızlığım
mum ışığına deşifre.
geçer mi günler böyle ıssız,
terkedilmiş bir şehir gibi avare.
sokaklarını kaybetmiş gibi başı önünde,
eğik ve gittikçe daha çok eğilen,
gölgesinden muzdarip yolcu...

öpersen belki geçer yalnızlığım,
mumlar da söner.
adlarını bir savaş için ölümsüz kılan,
kahramanlar vardı unutulan.
unutma;
şairler de ölür. sessiz /ve
derinden çekilen soluklarında,
yazılmamış kaç şiir barındırır.
körpe gecenin, kan koynunda...

unutma şairler de ölür diyorum ya;
unutma beni de öylesine.
bir gün kuş olup uçarız /ve belki,
anka memleketlerle anılır adımız.
ruhunu kaç dirhem çekirdeğe satan,
âdemleri seyrederiz uzaktan.
ıslık çalarken esen rüzgarda,
vârettiğimiz şehre adını koyarız.
unutma; şairler ölür diyorum ya,
ölmez mısralar kalır geride; muntazam...

koy beni kalbine; gidecek yerim,
ne de mekanım var senden gayrı.
ilâhi; medet, sabah olmuyor.
ya tez elden bitir geceyi,
ya da büsbütün yak gitsin herşeyi.

sıkıntımdan değil: billahi dertten,
muzdarip illetlerden bîtap baba gibi,
yapışmış eteğime, bıraksalar billah;
ellerimi kaldırıp gökyüzüne,
parmaklarımla şükürden bulut çizeceğim.
koy beni kalbine;
ölecek başka yerim yok benim...

Mustafa Nazif


Ey;lül'e ... // requiem

 yaşamadıysam seni; suçundur ey; lül'e...

 ey; lül'e... // requiem


ey;
      -lül/e saçların değiyor yüzüme.
adını anıyorum,
geçmiş zaman dilimlerine sığmayan;
gelecek zamanı içine hiç almayan.
ben sana bugün; eylül'e nefesin değdiği an,
hiç ağlamayacağım diyorum...

yine de birikiyor gözlerime
yalan yok; köşebaşlarında, çıkmaz sokaklarda,
yani bu şehrin sen kokan her yanında,
senden kaçarken seni buluyorum.
giden eylül'ün ardından ağıtlar yakıp,
takvim yapraklarına not düşerken,
adını kaç bahar andığım yıllarda,
en çok giden eylül'e damladı gözyaşlarım...

çünkü ben; eylül'de hiç şiir yazmadım,
ağıtlar yaktım devrik yıllar adına.
beyaz güvercinler vardı;
ağzına zeytin dalı sıkıştırılan.
barış namına zerresinde,
hiç bir şeyi barındırmayan.
eylül'de; / ve
bir savaş sırasında vurulduğu zaman,
beyaz kanadında taşımıştır;
şah damarından vurulmuş eylül'ü...

giden seneler kadar bilirim
hiç gelmemiş eylül'leri.
hepsi sensiz, hepsi nefessiz
ve hepsi tıpkı kapıyı çekip çıkar gibi,
ya da hiç bir zaman kapımı çalmamış sanırım.
o kadar yabancıydı. yani;
bilmezdim ey;
      -lül/e saçların düşmeseydi,
gözlerin kaybolmadan gözlerimin içinde,
gözlerini bu kadar aramasaydım,
diyecek çok şeyim olurdu bunlardan gayri.
çünkü ben eylül'e
kirpiklerinden tel yaparken,
en çok takvim yapraklarına sildim gözyaşlarımı.

yaşanmamış; / ve
hiç görülmemiş bir rüyâ / ya da
lisanını bilmediğim memleket gibi.
ama yine de bunlara inat, sevdalanır gibi.
ağlamayacağım diyorum / ama,
bir ağıdın ardından içimde kaç güvercin öldü,
sayamadım benimle beraber yitip giden şeyleri.
yaşansaydı eğer; / ve
beyaz bir güvercin vurulmasaydı,
ölümün şehvetli kollarında.
söyleyecek çok şeyim olurdu,
bir de eylül gitmeseydi eğer...

Mustafa Nazif

Perşembe, Mart 01, 2012

Dudağıma teğellenmiş incecik bir tebessüm - Leman Sam - Şarkıcı


 
ben bir şarkıcıyım şarkının adıyım

düşleri paylaşırım aşkı anlatırım

ağlatabilirim güldürebilirim

mutluluğa uçarım şarkımı söylerim

dudağıma teğellenmiş incecik bir tebessüm

yarin dudağın değdigi son yeri özlerim

zaman dursa ve başlasak her şeye yeniden

belki anlardık kimdi neydi nasıl neden

ah ışıklar ışıklar birer birer

ışıklar birer birer sönerler

ah ışıklar ışıklar birer birer

ışıklar ayrılıktan beter ederler
ışıklar yalnızlıktan beter ederler

Yine Kar